Sabahı Seyrediyorum


Göğün henüz tam ağarmadığı saatlerin kül rengi aydınlığında, bahçedeki yenice açmış güller, yaprak yüklü dallar, komşunun, kelebekleri kovalayan tombul kedisi, çimlerden süzülüp, toprağın oyuklarına ince derecikler çizen çiy damlacıkları, ötelerde, şehre tepeden bakan yüksek binalar, pamuk çiçeklerini andıran küçük beyaz bulutların savruluşu, belirsiz seslere karışan uzak havlamalar...
Her şey, görebildiğim, hissedebildiğim, yeni günün masumiyetine uyanan her şey hayatın bir parçası, başka bir şeyin değil. Bütün küstah acılarıyla birlikte kabullendiğimiz hayatın ta kendisi.
Meyvenin içinde büyüyen çekirdek, bu ilk saatler, büyüyor zamanın içinde. Seyrediyorum sabahı ve hayatı.